GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

SÜRME TEORİLERİ

Sürme Teorileri Nedir?

0

SÜRME TEORİLERİ

HAZIRLAYAN: BERRAK İZEL TEKİN/GDH HABER

Newton’un eylemsizlik kanununa göre, vücutta bir organın hareket edebilmesi için onu harekete geçiren bir kuvvet olması gerekmektedir. Ortodontik hareketlerde dişi hareket ettirmek amacıyla kaynağı belirli kuvvetler uygulanmakta ve diş hareket etmektedir. Buradan yola çıkarak diş sürmesini harekete geçiren bir kuvvetin gerekliliği görüşü kabul görmüş ancak kuvvetin kaynağı hakkında tam bir fikir birliği oluşturulamamıştır. Bundan yola çıkılarak çeşitli teoriler öne sürülmüştür. Fakat sürmenin klinik ve biyolojik açıdan mantıklı temellere dayanabilmesi için sürme teorilerinin bu süreçle ilgili aşağıdaki durumlara kabul edilebilir açıklamalar öne sürebilmeleri gerekmektedir:

 A)Dişler sadece uzun aksları boyunca hareket etmezler, üç yönde hareket ederler. 

B) Diş sürme periyodunun belirli karakteristik özellikleri vardır, örneğin sürme aşamasına göre sürme hızı farklıdır. 

C) Dişlerin fonksiyonel pozisyonlarına ulaşması kalıtımsal olarak gerçekleşir.

Bu konuda önemli yere sahip 11 teori aşağıda açıklanmıştır:
  1. Diş kökünün uzaması teorisi: Dişlerin köklerinin gelişmesi ve boylarının uzaması sürmeye eşlik eden bir süreç olduğu için uzun yıllar boyunca kök oluşumunun sürmeyi harekete geçiren kuvveti oluşturduğu düşünülmüştür. Bununla beraber insanlarda, maymunlarda, köpeklerde ve kemirgenlerde yapılan çeşitli çalışmalarda kökü olmayan dişlerde sürmektedir. Hertwig epitelyal kök kınının, apikal papillanın ve periodontal dokuların kaldırılmasından sonra da dişler sürmüş ve köklerin boşlukları alveolar kemik tarafından doldurulmuştur. Elde edilen bu veriler değerlendirildiğinde kök formasyonunun dişlerin sürmesi için gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır.
  2. Periodontal ligaman teorisi: Çalışmalar sonucunda kökün uzaması, pulpal hücre proliferasyonu, kemik apozisyonu ve doku sıvı basıncı gibi önceki diş sürme teorileri geçersiz sayılmıştır ve sürme kuvvetinin periodontal ligamentten gelebileceği fikri ortaya atılmıştır. Periodontal ligament ile alakalı olan çalışmalarda dikkat edilmesi gereken iki nokta mevcuttur; birincisi sonuçlar diş sürmesinin kapanışa ulaşmadan ancak kemiği geçtikten sonraki aşamalarını kapsamaktadır ve intraosseoz sürme ile ilgili faktörlerle bağlantısı yoktur. İkincisi ise bu dişler kesintisiz sürme gösteren dişlerdir, insanlarda olduğu gibi limitli sürme söz konusu değildir. 
  3. Sürmenin hormonal kontrolü: Tiroid ve hipofiz bezlerinin fonksiyonlarının sürme üzerinde etkili olduğu düşünülerek hayvan çalışmalarında bu bezlerin fonksiyonlarının sürmeye olan etkileri değerlendirilmiştir. Tiroidektominin dental yapılar üzerindeki etkisi ilk olarak Erdheim (1914)tarafından farelerde, Biedl tarafından da köpeklerde incelenmiştir ve bu durumun sürmede gecikmeye ve diş yapılarında defektif formasyona yol açtığı belirtilmiştir. 1) Tiroidektomi tamamen diş sürmesini durdurmamaktadır, tiroksin hormonu bu durumu telafi edebilmektedir. 2) Büyüme hormonu sürme üzerinde küçük bir etkiye sahipken etkisi daha çok alveolar kemik büyümesini arttırarak göstermektedir.
  4. Dental folikül teorisi :Dental folikül kranial nöral krest mezenşiminden köken alan, her dişin mine organını çevreleyen, gevşek bir bağ dokusudur ve dişin sürme hareketi sırasında hem osteoblastlarla hem de osteoklastlarla etkileşim halindedir. Cahill ve Mark (1980) tarafından köpekler üzerinde yapılan cerrahi çalışmalarda premolar dişlerin dental folikülleri diş sürmeye başlamadan çıkartılmış ve dişlerin sürmelerinin engellendiği görülmüştür. Fakat dişin alınıp yerine yapay diş replikasyonunun konulmuş olduğu bir çalışmada ise hazırlanmış olan yapay dişin sürmesinin gerçekleştiği görülmüştür. Bu durum dişlerin sürmesi için dental folükülün gerekli olduğunu göstermiş ve böylece daha önceden ortaya atılmış olan çoğu sürme teorisini çürütülmüştür çünkü dişin sürmesi için muhtemel itici kuvvet oluşturdukları düşünülen dental pulpa ya da diş kökü gibi yapılar ortada yokken diş sürmüştür.     
  5. Kök Teorisi: Gelişen kök, alveol tabanına basınç yapar. Bu basınç sonucu bir etki-tepki (aksiyo-reaksiyo) olayı ortaya çıkar, ve alveol tabanı dişi yukarı itici bir kuvvetle bu basıncı karşılar. Ancak, bu teori kök gelişimi tamamlanmış gömük dişlerin nasıl sürdüğünü ve dişin sürme sırasında kök boyutundan daha uzun bir yol boyu nasıl kat ettiğini açıklayamamaktadır.
  6. Kas Teorisi: Kas teorisi, çiğneme ve mimik kaslarının dişlerin sürmesini sağlayacak bir etkileri olduğunu savunmaktadır. Ancak, bu teori çiğneme ve mimik kaslarının etkisi olmayan dişleri, örneğin damakta süren dişleri hangi kuvvetin harekete geçirdiğinin yorumunu yapamamaktadır. 7.Hamak Teorisi: Hamak teorisini savunanlar, süren ya da sürmeyen dişlerin apikal uçlarında, bu uçları alveol kemiğine bağlayan hamak şeklinde lifler (ligamet hamak) olduğunu ileri sürmüşler ve bu liflerin aslında doku likitleri ile şişmiş peridontal lifler olduğunu belirtmişlerdir. Apeksteki huni şeklindeki açıklıkta, hücrelerin çoğalmasına ve buradaki damarların fizyolojik genişlemesine bağlı olarak gelişen basıncın bu lifler (ligamet hamak) tarafından alveol kemiğine iletildiğinden ve bu basıncın da alveol kemiğinde bir apozisyonu uyardığından ve kemik apozisyonunun da dişi yukarı ittiğinden söz edilmiştir. Çok köklü dişlerde ise, belirli bir süre sonra bu ligamenter hamak ortadan kalktığı ve apikal koniden pulpanın dışarıya doğru adeta bir fıtık (herni) gibi dışarı fırladığı ve bu olaylardan sonra dişin sürmesini, interradiküler septumdaki kemik apozisyonunun devam ettirdiği kabul edilmiştir. “Hamak teorisi” diye isimlendirilen bu teori daha başka araştırmacıların da ilgisini çekmiş ancak; bu teorinin doğruluğunu saptamak için yapılan araştırmalar çelişkili sonuçlar vermiştir.

    8.Pulpanın Gelişmesi Teorisi: Bu teori pulpanın gelişirken apekse basınç yaptığını ileri sürmekte ve kanıt olarak kemik lamellerinin basınç yönüne, diğer bir deyişle, alveol tabanına dikey dizilmelerini göstermektedir. Ancak; bu teori kökleri gelişmiş ve apeksi kapanmış dişlerin nasıl sürdüğünü açıklayamamaktadır. Ayrıca kanal dolgulu dişlerin sürmesi olayı da bu sav ile ters düşmektedir.

    9.Osmotik Basınç Teorisi: Osmotik basınç teorisini benimseyenler; apikal bölgedeki gelişim olayı sırasında hücre bölünmelerine bağlı olarak bu bölgede osmotik basıncın arttığını ve bu basıncın dişi yukarı doğru ittiğini ileri sürmektedirler.

    10.Kan Basıncı Teorisi: Bu teori sürme kuvvetlerinin gelişim halindeki kök çevresindeki kan basıncından kaynaklandığını belirtmektedir. Dişler soketlerinde arterial kan basıncıyla eş zamanlı hareket ederler, kan basıncı diş hareketlerini etkiler. Ayrıca kan basıncındaki spontan değişiklikler sürme olayını etkiler. Ancak dişlerin gelişen kökleri ve ilgili dokuların periapikal kan basıncı ile ilgisi cerrahi olarak kesildiğinde sürme olayı durmaz, bu da sürme için kan basıncını vazgeçilmez olmadığını gösterir.

    11.**Diş sürmesiyle ilgili diğer yaklaşımlar: Diş sürmesi ile ilgili problem hala dişlerin çene kemikleri içerisinde nasıl yükseliyor olduklarının anlaşılamamasıdır. Bireyin sürme paterninin kalıtımsal olduğu fakat lokal ve genel dış faktörlerden etkilendiği düşünülmektedir. Hiçbir teorinin sürme kuvvetini açıklayamaması ve yeterli deneysel kanıtların bulunmamasına rağmen; sürme mekanizması ile ilgili kısa bir taslak oluşturulabilir:

    -Dişin sürmesi periodontal ligamentin (ya da öncüsü olan dental folükülün) sahip olduğu bir özelliktir. 

    – Dişi ağıza doğru hareket ettiren bir çekme kuvvetine ihtiyaç duyulmamaktadır.

     – Sürme mekanizması çok sayıda faktörün etkisi altındadır.

    İnervasyonun da diş sürmesinde spresifik bir rolü olduğu görülmüştür.  İnervasyonun diş sürmesi üzerinde etkisinin incelendiği deneysel bir çalışmada dişin sinir bağlantısı koptuğunda sürmenin de durduğu görülmüştür.

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments