GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

BEYİN DALGALARI

0

BEYİN DALGALARI

 

BİLİMSEL ARAŞTIRMA KOMİSYONU

 

Beyinden yayılan elektrik sinyalleri kafatasına bağlanan alıcılarla ölçülebilir. Elektroensefalogram (EEG) denen bir aletle ölçülen bu sinyallere “beyin dalgaları” denilir. Esas olarak 4 tür beyin dalgası vardır. Bunlar alfa, delta, teta ve beta beyin dalgalarıdır.

 

ALFA DALGALARI

 

İlk bulunan beyin dalgasına, Yunan alfabesinin ilk harfi olan alfa denir. Bu dalgalar, bir voltun milyonda biri kadar düşük bir voltaja sahiptir. Saniyede 10 kez salınan alfa dalgaları bir görülür bir kaybolur, yani sürekli mevcut değillerdir. Örneğin, derin uykuda ya da aşırı heyecan durumlarında bu dalga neredeyse hiç yoktur. Alfa dalgaları, genellikle insanın rahat olduğu, çok fazla efor sarf etmediği durumlarda görülür. 

  • Yüksek düzeyde bir Alfa dalgası bizi odaklanmamıza engel olabilir ve hatta enerjimiz olmadığını hissettirebilir.
  • Düşük alfa dalgaları anksiyeteye, strese ve uykusuzluğa karşılık gelir.

 

DELTA DALGALARI

 

Delta dalgaları, uykunun derin evresinde ortaya çıkar. En fazla saniyede 4 kez dalgalanan delta dalgaları, en yavaş titreşen dalgalardır.

  • Delta beyin dalgaları bir elektroensefalogramda (EEG) çok yüksek zirvelerde ortaya çıkarsa; beyin hasarı, öğrenme güçlüğü ve hatta ciddi DEHB belirtisi olabilir.
  • EEG’de dipçikte görünmesi kötü uykuyu gösterebilir.

 

TETA DALGALARI 

 

Teta dalgaları uykuya geçerken ya da uykunun ilk evrelerinde görülür. Bunlar biraz daha hızlı; saniyede 4-7 kez salınır. 

  • Teta dalgalarının yüksek olması, bir depresif bozukluk ya da dikkat eksikliği ile ilişkili olabilir.
  • Düşük olması ise anksiyete, stres ve düşük duygusal öz-farkındalığa karşılık gelir.

 

BETA DALGALARI

 

Beta dalgaları çok stresli durumlarda, kafamızı toplayamadığımız ve dikkatimizi veremediğimiz zamanlarda ortaya çıkar. Saniyede 13-40 kez salınan beta dalgaları, alfa ve teta dalgalarından daha hızlıdır. 

Araba sürmek, sınava girmek ve sunum yapmak gibi aktiviteler buna iyi örneklerdir. Bununla birlikte, nöronlarımızın aşırı aktivasyonu, zararlı boyutta anksiyete ve strese yol açabilir.

  • Öte yandan, düşük seviyede Beta dalgaları; aşırı rahat, rahat, hatta depresif bir duruma yol açacaktır.
  • İdeal düzey, daha açık ve odaklanmış olmamıza yardımcı olur. Sorunları çözmek için en iyisi budur.

 

GAMA DALGALARI

 

Son yıllarda üzerinde çalışılan diğer bir dalga türü de “gama”dır. Gama dalgaları saniyede 40 kez titreşir. Bu dalganın, algılama bilinç ve entelektüel düşüncenin kaynağı olduğu düşünülüyor. 

  • Gama dalgaları, üst düzey bilişsel işlem görevleri ile ilişkilidir.
  • Öğrenme tarzımız, yeni bilgi edinme kabiliyetimiz, duyularımız ve algılarımızla ilgilidir.
  • Örneğin, zihinsel sorunları olan veya öğrenme güçlüğü çeken insanlar, Gama dalgası aktivitesinin yarısından daha azına sahip olma eğilimindedir.
  • Gama dalgalarının yüksek zirveleri mutluluk durumlarında görülür.
  • REM uyku fazı ayrıca bu frekans aralığında yüksek düzeyde aktivite ile karakterize olma eğilimindedir.

 

 

Beyin Dalgalarını Kullanmak

 

Beyin dalgalarını kullanarak cihazları çalıştırmak, artık hayal olmaktan çıkıyor. Duke Üniversitesi’ndeki bilim adamları maymunların beynine yerleştirdikleri elektrotlarla, beyin dalgalarını bir bilgisayara aktardı. Maymunlar, çeşitli hareketleri yaparken elde edilen dalgalar bir bilgisayarda toplandı. Bir nesneyi tutmak, el çırpmak gibi basit hareketler sırasında elde edilen beyin dalgaları bilgisayar tarafından analiz edilerek sinyallere, bu sinyaller de üç boyutlu görüntülere çevrilerek bilgisayara bağlı bir robot koluna aktarıldı ve böylece kolun hareketi sağlandı. Bu çalışmalar oldukça umut verici.

İkinci aşama, robot kolunun maymunlar tarafından algılanmasını ve idare edilmesini sağlamak. 

    

Beyin Çipleri

 

Yalnızca beyin dalgalarıyla çeşitli cihazları kullanmak için yapılan çalışmalar, neredeyse baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Artık beyin dalgalarını algılamak için kafaya onlarca elektrot yerleştirmek gerekmeyecek. Geçtiğimiz yıl Brown Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada maymunların beynine yerleştirilen bir mikroçip sayesinde beyin dalgaları algılanarak bilgisayara gönderildi. Bunu yapmak için ilk önce, maymunlara bilgisayar ekranında renkli bir nokta gösterildi. Daha sonra ellerindeki kumandayı kullanarak bu noktayı hedefe götürmeleri öğretildi. Maymunlar bunu öğrendikten sonra beyinlerine bir mikro almaç yerleştirilerek sinyaller bilgisayara yönlendirildi. Ellerinde kumanda olmayan maymunlar ekrana renkli nokta gediğinde bunu yalnızca düşünerek hedefe yönelttiler. Böylece ellerini hiç kullanmadan oyunlarına devam edebildiler.

Bilgisayar programlarının geliştirilmesi sayesinde beyindeki dalgaların hangi merkezden ve ne amaçla yayıldığı daha iyi anlaşılabilecek. Bu çalışmalar sayesinde belki de yakın bir gelecekte insan beynindeki tüm düşünceleri okumak mümkün olabilecek. Kafaya yerleştirilen küçük bir çip sayesinde insan beyninden yayılan düşünce dalgaları söze ya da yazıya dönüştürülebilecek. Böylece ağzımızı ve ellerimizi kullanmadan düşüncelerimizi bilgisayar yardımıyla söyleyebilecek ve yazabileceğiz. Geliştirilen bu teknolojiler sayesinde birçok araç ya da cihaza uzaktan kumanda edilebilecek. Bu gelişmeler, konuşma ve hareket bozukluğu olan ya da felçli hastalar için çok önemli. Beyin dalgalarıyla kontrol edilen robotlar felçli hastaların hayat kalitesini artıracak. Önümüzdeki yıllarda beyin dalgalarını algılamak için, belki de kablolara da gerek olmayacak. Geliştirilecek olan sistemler sayesinde, cep telefonlarının havadaki sinyalleri algılaması gibi, çevreye yayılan beyin dalgaları da algılanabilecek. Bu gelişmeler çeşitli hastalıkların tedavisinde çığır açarken diğer bir taraftan insan zihninin mahremiyetini de ortadan kaldırabilecek. Bilimin bu hızlı gidişine bakılırsa, cebimizde taşıdığımız küçük bir cihazla karşımızdaki insanın ya da çevremizdeki tüm insanların düşüncelerini okuyabileceğiz.

 

Sonuç olarak, farklı beyin dalgalarını öğrenmek, zihinsel süreçlerimizin, duygularımızın, faaliyetlerimizin ve davranışlarımızın beynimizde “enerji” ürettiğini anlamamızı sağlar. Bu nedenle anahtar, bunun farkında olmak, rahatlamak ve daha açık ve sezgisel olmayı öğrenmek ve duygusal yönetim üzerinde çalışmaktır, böylece kaygımız bize karşı değil, bizim lehimizde çalışır.

 

KAYNAKÇA

 

 

 

 

GDH İLE DAHA FAZLA OKUYUN:

SİSTEMİK FLUORİD NEDİR?

YANAN AĞIZ SENDROMU

DİSLERİN EMBRİYOLOJİK GELİSİMLERİ

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments