GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

ALZHEİMER VE DİŞ HEKİMLİĞİ

Alzheimer Nedir? Risk Faktörleri Nelerdir? Belirtileri Nelerdir?

0

ALZHEİMER VE DİŞ HEKİMLİĞİ

alzheimer

Alzheimer Nedir? Risk Faktörleri Nelerdir? Belirtileri Nelerdir?

HAZIRLAYANLAR:

Bilge Türkan / Esin Kılıç /Zehranur Özalp / Hazal Korkut / Barış Karcı / İrem Çetin/ Sena Demir / Cansu Özkan

 

DOKTOR ALZHEİMER HASTASININ BEYNİNDE NELER KEŞFETTİ?

   Alzheimer hastalığının adı, onu tanımlayan Alman Doktor Alois Alzheimer’dan gelmektedir. Alzheimer, 25 Kasım 1901 tarihinde Auguste Deter adında 51 yaşında bir hasta görür. Bu hasta ileride onun için bir takıntı ve meslek hayatını yönlendiren bir hasta olacaktır. Auguste’nin davranış problemleri ve unutkanlığı vardır. Özellikle kocasına karşı kendisini aldattığı konusunda paranoya geliştirmiştir. Hasta Nisan 1906’da ölür ve beyni Alzheimer’a gönderilir. Alzheimer, Auguste’nin beynini mikroskop altında inceleyecek ve bulgularını 1907 yılında yayınlayacaktır. O zamana dek benzeri bulguların daha yaşlı insanlarda görüldüğüne inanıldığından ve bu gibi hastalarda Alzheimer’in bulduğu beyin bulgularına benzer bulgular rapor edilmediğinden Alzheimer’in bildirisi ilgiyle karşılanır. Bu gelişme üzerine, yanında eğitim gördüğü Dr. Emil Kraepelin, hastalığa Alzheimer hastalığı adını vermiştir.

   Dr. Alzheimer, Auguste’nin beyninde çıplak gözle belirgin küçülmenin yanı sıra mikroskop yoluyla iki patolojik bulgu bulmuştur. Bunlardan biri, yuvarlak şekilli ve içinde birtakım birikintilerin olduğu plakalar (Plaque), ikincisi ise kopmuş ince sinir uzantıları şeklindeki iğciklerdir (Tangle). Bunların sonradan beyinde anormal protein birikintileri olduğu anlaşılmıştır. Birincisinde amiloid, ikincisinde ise tau isimli proteinlerin birikimiyle oluşan bu beyin lezyonlarının yerleşim yerleri ve yoğunlukları hastalığın evreleriyle uyumluluk gösterirler. Ancak beyindeki bu oluşumların hastalık belirtileri başlamadan oluşmaya başladıkları ve yoğunlaşmalarıyla belirtilerin görülmeye başladığı da bilinmektedir.

ALZHEİMER NEDİR?

   Alzheimer hastalığı bir bunama (Demans) hastalığıdır. Demans; genel olarak beynin zihinsel ve davranışsal işlevlerinin bozulmasıyla ortaya çıkan bir sonuçtur. Alzheimer eşittir Demans demek değildir. Çünkü demansla sonuçlanan ya da seyri sırasında demans ortaya çıkan birçok hastalık ve neden vardır. Alzheimer hastalığı bunlardan sadece biridir. Yani her Alzheimer hastası Demans hastasıdır ama her Demans hastası Alzheimer hastası değildir. Beyni etkileyen hastalık ya da durumun ne olduğuna ve beyni nasıl etkilediğine bağlı olarak demans çeşitlenir. Beyin hastalıklarında etkilenen bölgeye Alzheimer hastalığının nasıl bir hastalık olduğunun ve neden olduğu problemlerin anlaşılmasında bu kısa fakat temel bilgi önemlidir. Beyin hastalıklarında etkilenen bölgeye göre belirti ortaya çıkar. Alzheimer ise üç evrede seyrediyor. Bu evreler; bilişsel sorunların ortaya çıktığı erken evre, davranışsal sorunların ortaya çıktığı orta evre ve fiziksel sorunların ortaya çıktığı ileri evredir.

  Alzheimer hastalığında hücre ölümü süreçleri sırasında beyin dokusu içinde iki patolojik bulgu çıkar. Bunlardan birincisi plak denilen yuvarlak hücre ölümü odaklarıdır. İkincisi ise kopmuş bağlantı liflerinden oluşan iğciklerdir. Alzheimer hastalığında amiloid öncül proteini (APP) anormal işlenir ve beta amiloid proteine dönüştürülür. Beta amiloid plaklarda biriken proteindir. Alzheimer hastalığının beyindeki diğer bulgusu olan iğcikler içindeki tau proteini normalde sinir hücreleri arasındaki iletişimde rol alır. Bu proteinin de yine genetik etkilerle işlevini yitirmesiyle hücreler arasındaki iletişim işlevi etkilenir. APP geni erken başlangıçlı Alzheimer hastalığının nedeni olarak bilinmektedir. Son yıllarda damar risk faktörleri denilen şeker, tansiyon ve kolesterolün yüksekliklerinin de bu mekanizmaları hızlandırdığı gösterilmiştir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

   Alzheimer hastalığının gelişmesine zemin hazırlayan birçok risk faktörü bulunmaktadır. Bunların içinde en önemlisi, yukarıda da belirtildiği gibi genetik yatkınlıktır. Bu faktör dışında öteden beri yaşlanma bir risk faktörü olarak anılmıştır. Yaş ilerledikçe Alzheimer sıklığının arttığı doğrudur. Örneğin, toplum çalışmalarına göre 65 yaşın üzerinde her 10 yılda bir görülme oranı ikiye katlanmaktadır. Hastalığın 90’lı yaşlarda en az %50 oranında görüldüğü de bildirilmiştir.

   Hastalığa riski arttırıcı etkenler arasında kafa travmaları, uzun süreli depresyon varlığı, kronik alkol kullanımı ve damar risk faktörleri denilen hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı sayılmaktadır. Uzun süreli depresyonun varlığı kişide Alzheimer riskini iki kat arttırmaktadır. Kronik alkol kullanımı beyinde belirgin yıpranma yaparak zemin hazırlamaktadır.

 

ALZHEİMER’IN BELİRTİLERİ NELERDİR?

  • Gündelik hayatı etkileyen unutkanlıklar. Özellikle yakın dönemi ilgilendiren randevu, toplantı, alışveriş listesi ve diğer her türden bilgiyle ilgili unutkanlıklar.
  • Planlama ve hesaplama zorlukları. Faturalar, yemek tarifleri, işlerin sırası ve süresiyle ilgili yaşanan zorluklar.
  • Daha önce sorunsuz yapılan iş ve ev görevlerinde aksama. Evin düzeniyle ilgili karışıklık, eşyaların nasıl kullanıldığıyla ilgili bilgilerin hatırlanmasında zorluk.
  • Zamanla ve yerlerle ilgili yaşanan kafa karışıklığı. Düzenli gidilen dükkanların, caminin, işyerinin bulunamaması. Günün saatlerini, günleri, ayları karıştırma. Evin odalarını karıştırma.
  • Görüntüleri algılama zorluğu. Bu zorluk hem yazıları okumada hem de şekil algısındaki bozuklukla ortaya çıkar. Bazı görüntüler çok önceleri görülmüş başka mekanlarla karıştırılabilir. İnsanların birbirine benzer yüz ifadelerinden farklı kimlik bilgileri çıkartılabilir. Trafikte sorun yaşanabilir.
  • Konuşma ve anlamada zayıflama, kelime sayısında azalma, anlam kaymaları görülebilir.
  • Eşyaları olağan yerlerinden farklı yerlere koymak ve unutarak yakınlarını kaybetmekle veya hırsızlıkla suçlama. Örnekler arasında ayakkabıyı buzdolabına koyma, yumurtaları yatak altında saklama gibileri sayılabilir.
  • Yargılama ve karar vermede güçlük. Gündelik hayat içinde önceleri kolaylıkla alınan kararlar için uzun zamanlar geçirme, bir türlü karar verememe ya da olağandışı şaşırtıcı kararlar.
  • Sosyal aktivitelerden çekilme. Düzenli olarak yapılan sosyal birlikteliklerden vazgeçme. Sınıf toplantılarına gitmeme gibi. Buna karşılık eve kapanma ve tek düze yaşantıya geçiş
  • Kişilik ve davranış değişiklikleri. Eli açık bir kişiyken cimri birisine, tersi biriyken savurgan birine dönüşmek. Abartılmış cinsel eğilimler ve çok üzerinde durma vs. Hiçbir şeyden zevk almama.

ALZHEIMER HASTALIĞI TEDAVİSİNDE HALEN NE TÜR İLAÇLAR KULLANILMAKTADIR?

   Alzheimer hastalığının tedavisinde halen kullanılan ilaçları içerikleri ve kullanılma mantıkları açısından üç grupta toplayabiliriz. Bunlar; hastalığın nedeni açısından önem taşıdıklarına ve beyinde dengelerinin değiştiğine inanılan kimyasalların verilmesi ya da kullanımının arttırılması amacına yönelik ilaçlar. Bunlar arasında, beyinde bellekle yakın ilişkisi olan asetilkolin maddesinin azalmasına karşı kullanılan ve bu maddenin beyindeki kullanımını arttıran ilaçlar ve beyinde hücre ölümünün hızlanmasına neden olduğu gösterilen glutamat maddesinin bu etkisinin giderilmesine yönelik ilaçlar yer almaktadır. Kullanımları; hastalığın başta bellek bozukluğu olmak üzere dil, dikkat ve yönelim bozuklukları gibi etkilerine yöneliktir. Genel anlamda beyinde beslenmeyi arttırdığına inanılan ilaçlar arasında bellek ve dikkat bozukluklarına iyi geldiğine inanılan nootropik ilaçlar ve ginko mamülleri yer almaktadır. Depresyon ve davranış bozukluğu ilaçları. Alzheimer hastalığının seyri sırasında sık biçimde depresyon ve çeşitli davranış bozuklukları görülmektedir.

ALZHEİMER VE DİŞ HEKİMLİĞİ

alzheimer

ALZHEİMER VE DİŞETİ SAĞLIĞI İLİŞKİSİ

   Bir araştırmada, 10 yıl veya daha uzun süreli kronik diş eti hastalığı olanların alzheimer olma ihtimalinin yüzde 70 daha fazla olduğu görüldü. Başka bir çalışmada ise hafif veya orta dereceli alzheimer hastalarında diş eti hastalıkları da varsa hastalığın daha hızlı ilerlediği tespit edildi. Böyle önemli bulgular, gözlerin ağız ve diş sağlığına dönmesine sebep oldu. Alzheimer hastası insanlarda çok sık görüldüğünü gözlemlediler, aynı zamanda bunun sebebi Alzheimer hastası insanların ağız ve diş sağlığını korumada zorlanması da olabilir. Birtakım araştırmacılar porphyromonas gingivalis’in ürettiği proteinlerin Alzheimer hastalarının beyinlerinde daha yüksek oranda bulunduğunu keşfetti. Tüm bunlar ışığında görüyoruz ki her koşulda ağız ve diş sağlığının önemi insanlar için çok büyük. Kalp hastalıkları, diyabet ve düşük kilolu bebek riski gibi ciddi sağlık sorunları da zayıf ağız sağlığına bağlı olarak görülebiliyor. AIDS, çölyak, osteoporoz, diyabet, kan hastalıkları ve bazı kanser tipleri dâhil birçok hastalığın belirtileri de ağız ve diş sağlığına etki ederek kendini gösteriyor.

 

ALZHEIMER HASTALARININ DİŞ HASTALIKLARI VE YÖNETİMİ

   Önümüzdeki 25 yıl içinde alzheimerdan  etkilenen kişilerin sayısının iki veya üç katına çıkması bekleniyor. Bu nedenle, diş hekimleri demanslı yaşlı hastalarda diş sağlığını koruma konusunda daha büyük bir yük ile karşı karşıya kalacaktır. Alzheimerlı kişiler için diş tedavisi planlaması, ağız bakımı ve davranışsal yönetim, hastalığın ciddiyeti göz önünde bulundurularak tasarlanmalı ve aile üyelerini içermelidir. Aile üyeleri, hastaya günlük ağız ve protez hijyeni konusunda yardımcı olma konusunda bilgilendirilmelidir. Diş hekimi hastanın sorunlarının farkında olduğunda ve hastalığın altında yatan doğayı anladığında akrabalar kendilerini oldukça güvende hissederler. Klinisyenler, postüral hipotansiyon, epinefrin ile olumsuz etkileşimler, aşırı büyüme riski ve ilaca bağlı tükürük bezi disfonksiyonu gibi olası komplikasyonları önlemek için bu hastalarla ilgili güncel tıbbi ve ilaç kayıtlarını tutmalıdır.

  Alzheimerlı kişilerin ve diğer birçok demans türünün başlıca sorunları davranışsaldır. Erken dönemlerde diş hekimliği randevuları ve talimatları unutulur. Daha sonra, dişlerin fırçalanması veya protezlerin temizlenmesi ihtiyacının unutulmasının bir sonucu olarak ağız sağlığında giderek artan bir ihmal söz konusudur. Protezler de sıklıkla kaybolur veya kırılır. Diş bakımının daha sonra bozulması, çürükler ve periodontal hastalıklar ile diş yapısının tahrip olmasına neden olabilir. Ağız kokusu ve yeme güçlüğü nedeniyle yönetim sorunları artabilir. Emme refleksi veya istemsiz oral hareketler gibi oral disfonksiyonlar diş fonksiyonunu sınırlar.

Kullanım sırasında bir protezin stabilitesi için iyi bir kas koordinasyonu gereklidir. Kötü dişlenme durumu, yaşlıların sistemik sağlığını bozabilir ve zihinsel bozukluklara yol açabilir. Bu nedenle, demanslı bir hasta için gerçekçi tedavi planlamasında yeni protezlerin avantajları her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Hasta tarafından adaptasyon kapasitesi bozulduğunda ağız ortamındaki küçük değişiklikler bile rahatsız edici olabilir. Kötü oral durumun birden fazla restorasyon, kron, köprü veya takma diş ile başarılı bir şekilde yönetilmesi, alzheimerlı hastalarda zor bir sorundur. Diş hekimleri ve bakıcılar, koruyucu ağız bakımı için davranış yönetimi tekniklerini kullanmalıdır.

   Bu hastalar için yeni protezlere uyum sağlamanın zor olabileceği akılda tutulmalıdır. Diğer bir sorun, Alzheimer hastalarının ağrı algıları bozulabilir ve dental ağrının lokalizasyonu genellikle çok zayıftır. 

   Ağız hijyeni sağlamak için bakıcıya artan bir bağımlılık vardır ve diş hekimi, bakıcıların bu görevleri üstlenebilmesini sağlamada önemli bir role sahiptir.

   İyileştirilmiş ağız hijyeni, demanslı tüm hastalara fayda sağlayacaktır.  Başlangıçta oral bozulma varsa, gerçekçi tedavi hedefi, genellikle palyatif yollarla durumu iyileştirmek olmalıdır. Alzheimerlı hastalar için kısa randevular daha az stresli olabilir. Tedavi planları, ağız boşluğunda minimum değişiklikler olacak şekilde tasarlanmalı ve tam rehabilitasyonu içermemelidir. Gerekli diş bakımı için intravenöz sedasyon veya genel anestezi düşünülebilir. Tedavi prosedürü sırasında, davranışı yönetmek için diş tedavisinden önce kısa etkili benzodiazepinler gibi oral sakinleştiriciler veya anksiyolitikler uygulamak gerekli olabilir. Daha yaşlı hastalar, müteakip bilişsel, davranışsal ve motor bozukluklarla birlikte daha uzun bir sedasyon süresi ve derinliği yaşayabilir ve bu nedenle oral sakinleştirici uygulamasından sonra yakından denetlenmelidir. Önemlisi, birçok farmasötik rejimin önemli stomatolojik yan etkileri vardır. Ağız sağlığı pratisyenleri, hastalarının aldığı ilaçların farkında olmalı ve ilaçların zararlı sonuçlarını önlemek için uygun önlemleri almalıdır.

   Şiddetli demansı olan kişilerde zaman alıcı ve karmaşık diş tedavilerinden kaçınılmalıdır. Üzerinde durulan nokta, özellikle hastalar artık takma dişlerini takamazsa veya takmaya istekli değilse, hastaları ağrısız tutmak ve yeterli beslenme alımını sürdürmek olmalıdır. Bu kişilere halen diş tedavisi vermek mümkün olmakla birlikte, hastanın er ya da geç yönetilemez hale geleceği bilinerek planlanmalıdır. Tedavi mümkün olduğu kadar tanıdık bir ortamda yapılmalıdır. Rahatsızlıktan kaçınmaya ve her prosedürü uygulanmadan önce açıklamaya özen gösterilmelidir. 

   Alzheimerlı her hasta için uygun tedavi düzeyini bulmak hassas bir iştir. Beklenen faydaya dair gerçekçi bir beklenti için, hastanın zihinsel bozukluğunun sonuçlarını diş tedavisinin talepleri ile dengelemek için pratisyenlerin yüksek derecede farkındalıkları gereklidir. Diş tedavisi, sık sık ağız hijyeni önlemleri alınarak, onarılamayan dişlerin çıkarılmasına ve dişlerin ve mevcut protezlerin bakımına odaklanmalıdır. Ağrı ve patolojiyi azaltmak ve alzheimerlı bir kişinin yaşam kalitesini korumak için ağız sağlığı hizmeti sağlayıcıları, bu hastalarda ağız ve beslenme sağlığını korumakla giderek daha fazla zorlanacaktır. Hastalığın erken evrelerinde diş tedavisi, mümkün olduğu kadar, hastalığın sonraki aşamalarında diş tedavisi imkansız olduğunda hastaya minimum sorun veren stabil bir ağız rahatsızlığı oluşturmayı amaçlamalıdır.

    

 

KAYNAKÇA

https://npistanbul.com/assets/uploads/merakedilen/alzheimer-hastaliginda-merak-edilenler.pdf

https://www.medicalpark.com.tr/alzheimer/hg-2172#:~:text=Alzheimer%2C%20yayg%C4%B1n%20g%C3%B6r%C3%BClen%20bir%20demans,birlikte%20yava%C5%9F%20yava%C5%9F%20ortaya%20%C3%A7%C4%B1kar.

https://www.researchgate.net/publication/11300142

 

GDH İLE DAHA FAZLA OKUYUN:

 

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments