GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

AĞIZ İÇİ SABİT APAREYLER 1

Ağız içi sabit apareyler nelerdir? Ağız içi sabit apareyler nasıl kullanılır?

0

AĞIZ İÇİ SABİT APAREYLER –  1

Ağız içi sabit apareyler nelerdir? Ağız içi sabit apareyler nasıl kullanılır? Maliyetleri nelerdir? Hepsi ve daha fazlası burada. İyi okumalar…

GDH BİLİMSEL ARAŞTIRMA 

KADİR YILDIRIR
SENA KÜÇÜKYAĞAR
MUHAMMED ALİ SEZEN
SEDA NUR BALCİ

Aparey, aygıt düzenek anlamına gelir. Ortodontik tedavide kullanılan bütün düzenekler bu adla anılırlar.

Apareyleri sınıflandırmak oldukça zordur çünkü ortodontide çok çeşitli apareyler mevcuttur.

Genel olarak apareyleri iki gruba ayırabiliriz.

  • Ağız içinde kullanılan apareyler

  • Ağız dışında kullanılan apareyler

 Bunlar da kendi içinde alt gruplara ayrılabilir

  • Kişinin kendisinin takıp çıkarabileceği hareketli apareyler

  • Doktor tarafından dişlere yapıştırılan sabit apareyler

 

Şimdi bu gruplama doğrultusunda ortodontik tedavide sıklıkla kullanılan bazı apareyleri inceleyelim.

Ağız içi sabit apareyler, ortodonti tedavilerinde destekleyici yöntemler olarak kullanılmaktadır. Özellikle çene darlıkları, üst üste binmiş dişler, ileri ve geri çene konumları, çapraşık diş konumlanması gibi sorunların giderilmesi için başvurulan ve ağız içine sabitlenen apareylerdir. Diş yüzeyine ve arkasına yapıştırılan braketler, çene genişletme apareyleri, pekiştirme apareyleri ağız içi sabit aparey sınıfına girmektedir.

Genellikle metal ve şeffaf diş teli gibi dişlerin yüzeyine yerleştirilen ve tedavi süresince çıkarılamayan apareyler olarak bilinen ağız içi apareyler, her yaşta rahatlıkla kullanılmaktadır. Ortodontik muayeneden sonra doktorun ve hastanın beklentilerine göre şeffaf ve metal teller kullanılabilir. Zorunluluk dahilinde de çene genişletme ve konumlandırma apareylerine başvurulabilir.

Ağız İçi Sabit Apareyler Hangi Durumlarda Kullanılır?

Ortodonti tedavisi süresince çıkarılamayan ağız içi sabit apareyler:

  • Genel ortodontik problemlerde,

  • Çapraşık ya da yanlış yerde konumlanmış dişleri düzeltmede,

  • Yüz ve çene yapısının dengesiz olduğu durumlarda,

  • İleri ya da geride konumlanmış çene durumlarında,

  • Alt ve üst diş kavislerindeki anormallikleri düzeltmede,

  • Diş kayıpları ve kırılma durumlarında,

  • Önde konumlanmış dişleri düzeltmede,

  • Çiğneme ve konuşma fonksiyonlarını düzeltmede,

  • Çene kitlenmeleri ve çene eklemlerinden ses gelmesi durumlarında,

  • Dudak ve damak yarığı gibi sorunlarında,

  • Ağız solunumu, parmak emme, tırnak yeme gibi alışkanlıkların tedavisinde,

  • Ağız kapanışında sıkıntı olan vakalarda,

  • Eksik diş durumlarında,

  • Çapraşıklık nedeniyle diş eti hastalıkları ve çürük problemlerinde,

  • Dişlerinin arasında geniş boşluk olması durumunda

  • Erken süt dişi çekimi vakalarında uygulanabilir.

ÜST ÇENE GENİŞLETİCİLERi:


 

Üst çene darlığı, üst çenenin alt çeneye oranla yatay yönde yeterli boyutlara ulaşamaması sonucu oluşan bozukluktur. Bu durumda üst dişler alt dişlerin içerisinde kalacak şekilde kapanmaktadır, croosbite kapanış. Üst çene darlığı vakalarında sıklıkla sabit apareyler kullanılmasına rağmen hareketli apareylerle de genişletme işlemi yapılabilir. Çene genişletme apareyleri çok çeşitlidir.


 

Neden kullanılır: Dişler sıkışık olduğunda, birbirinin üstüne binebilir, çarpık çurpuk durabilir veya hatta yanlardan gelişebilir. Gelişmekte olan çocuğun çenesi, çoğu zaman ağzındaki dişlerin tamamını barındıracak kadar büyük değildir. Eskiden, çenede yer açmak için ortodontistler diş çekerdi, ancak bu durum hastanın daimî dişlerinin bir kısmını kaybedeceği anlamına gelirdi.

Günümüzde ise, bazen Hızlı Üst Çene Genişletmesi (Rapid Palatal Ekspansiyon) olarak da adlandırılan üst çene genişletmesi daha yaygındır. Bu yöntemde, daimî dişlere daha fazla yer açmak için ağzın çatısını (damak) yavaş yavaş genişleten bir aygıt kullanılır ve bunun etkisi birkaç hafta veya ay içinde görünmeye başlar. Bazı durumlarda, genişletme işlemi, kapanışı (alt ve üst çene birlikte kapandığında) düzeltmek için gerekli olan tek tedavi yöntemidir. Ancak, ortodontist tüm dişlerin düzgünce konumlandığından emin olmak için genellikle diş telleri (braketler) de kullanır.

 RPE işleminde şiddetli ağız solunumu yapan kişilerde damak kubbesi daralmış ve derinleşmiştir. Çünkü normalde dil istirahat halinde üst damakta yer alır ve damağın gelişmesine katkıda bulunur ancak ağız solunumu yapan kişilerde ağız sürekli açık olduğu için dil aşağıda konumlanır ve üst çenenin gelişimi tam gerçekleşemez. Ağız solunumunda ayrıca yine ağız açık olduğu için yanak kaslarının gerilimine bağlı olarak yanak kaslarının üst çeneye yanlardan baskı yapması ile üst çenenin daralması gözlemlenir.

Yaklaşık bir ay süren bu işlem aracılığı ile daralmış olan burun yollarında da genişleme gözlemlenir. Çünkü ağız tavanı ile burun tabanı aynı kemik olduğu için damak kubbesinin RPE tedavisi ile aşağıya hareketi ile paralel olarak burun yolları da genişlemiş olur ve böylece hastanın burun solunumu yapması da kolaylaşır.

Aktif ortodontik tedavi ile hedeflenen amaçlara ulaşıldıktan sonra mevcut durumun korunması, önceki maloklüzyonun, diş hareketlerinin nüksetmesini önlemek için alınan önlemleri içeren ortodontik aşamaya ‘retansiyon fazı’ denmektedir. Maloklüzyonların tedavisi ortodontik aygıtlar ile çeşitli mekanikler sağlanarak farklı süreçler dahilinde çözümlenebilmektedir. Ancak tedavi sonrasında retansiyon uygulanmaz ise veya başarılı bir pekiştirme süreci olmaz ise maloklüzyonun tekrar etmesi söz konusu olmaktadır.

 

Sabit Retainerlar:

 

 Ortodontik tedavilerin ardından maksiller ve mandibular anterior bölgedeki boşlukların, çapraşıklıkların veya rotasyonların relapsını önlemek için uzun dönem retansiyona ihtiyaç vardır. Sabit ortodontik retainerlar bu amaç için sıklıkla tercih edilmektedir. Sabit retainer kullanımı için 4 önemli endikasyon mevcuttur;

1-Ortodontik tedavi sonrası, geç mandibular büyüme ile alt keserlerde oluşabilecek keser çapraşılığını önlemek için sıklıkla tercih edilmektedir. 16-20 yaş arası mandibular büyüme az miktarda olsa bile çapraşıklık oluşma eğiliminde olacaktır. Genelde bu durum büyümeye bağlı olarak kesici dişlerin daha lingualde konumlanmaya çalışması ile gerçekleşmektedir.

2-Diastema kapama tedavileri sonrası daimî olarak retansiyonun sağlanması gerekmektedir. Çünkü bu boşluklar tekrar açılma eğilimi göstermektedir. Bunun için hareketli retainerlar yetersiz kalmaktadır.

3-Tedavi sonrasında açılan köprü veya implant boşluklarının korunması amaçlı olarak sabit retainerlara sıklıkla başvurulmaktadır.

4-Erişkin bireylerde diş çekimli tedavilerin ardından, kapatılan çekim boşluklarının retansiyonu aşamasında hareketli apareylerden daha iyi tolere edildiği için sabit retainerlar tercih edilmektedir.

 

 

SABİT RETAİNER YAPIMINDA KULLANILAN MATERYALLER

Geçmişten güzümüze lingual retainer yapımında pek çok farklı materyal kullanıldığı örnekleri ile literatürde yer almaktadır. Pek çok çalışma bu materyallerin başarı oranlarını birbirleri ile karşılaştırmış, ideal materyali bulmayı hedeflemiştir. Çoğunlukla uzun dönemlerde relaps önlemedeki etkinlikleri, periodontal problemlere sebebiyet verme ihtimalleri ve kırılma kopma gibi durumları değerlendirilmiştir. Rotasyonlu premolarların düzeltimi sonrası labialden retainer uygulamaları ile periodontal remodellinge izin vermek bunlara örnek olarak verilebilmektedir. Lingual retainerlar 2 temel dizaynda uygulanmaktadır;

1-Kanin-Kanin Arası Rijid Mandibular Retainerlar:

Rijid mandibular retainerlar bonding materyalindeki gelişimler ile uygulanan ilk retainerlardır. Rijid tellerin kullanımıyla sadece terminal dişler olan kanin dişlerden destek alan bu retainerların anterior dört keser üzerine bağlantısı bulunmamaktadır. Sıklıkla bu amaç için 0.028 ya da 0.030 inch çelik teller kullanılmaktadır. Bu teller düz yuvarlak veya çok sarımlı olabilmektedir. Uygulama esnasında, kanin dişler üzerinde bağlantıyı artırmak amacı ile özel bükümler uygulanan bu retainerların, 20 yıllık takip sonrasında periodontal dokular üzerine olumsuz herhangi bir etkisi olmadığı gözlenmiştir. Yapılan çalışmalarda kanin-kanin arası genişliği korumada oldukça başarılı bulunan bu retainerların aynı zamanda kesici rotasyonlarının relapsını önlemede etkin olmadığı gözlenmiştir. Sadece kanin dişler üzerine uygulanan bu retainerlar kesici dişlerin labilalizasyonuna da engel olamamaktadır.

2-Esnek Tellerden Yapılan Sabit Lingual Retainerlar:

 

Zachrisson tarafından çok sarımlı tellerin kullanılmaya başlanmasıyla, rijid kanin-kanin arası lingual retainerların yerini, anterior çapraşıklığı belirgin olan bireylerde daha esnek tellerle yapılan ve anteriorda tüm dişlere yapıştırılan sabit retainerlar almıştır. Günümüzde esnek tellerden yapılan bu sabit retainerlar altın standart olmakla birlikte, keser çapraşıklığının retansiyonunda oldukça etkin bulunmuşlardır. Esnek çok sarımlı tellerle yapılan sabit retainerların avantajları şu şekilde sıralanabilir;

-Düzensiz yüzeye sahip olması nedeni ile, diş üzerine bonding uygulamasında retansiyonun artması; -Kolay uyumlanabilir ve uygulanabilir olması;

-Rahat temizlenebilir olması;

-Hareketli retainerlarla birlikte kullanımının mümkün olması;

-Okluzal temaslardan uzağa yerleştirilebilmesi mümkün olması;

-Fizyolojik diş hareketlerine izin vermesidir.

Dezavantajları ise;

 -Hastanın oral hijyen motivasyonunun zorunlu olması;

-Bonding esnasında aşırı yapıstırıcı kullanımına bağlı dişeti çekilmesi riski olması;

 -Telde meydana gelebilecek deformasyon veya pasif olmayan uygulamalar sonrası istenmeyen diş hareketi oluşturabilmesi;

 -Derin örtülü kapanış olgularında kullanımının kısıtlı olmasıdır.

 

SABİT LİNGUAL RETAİNER UYGULAMA YÖNTEMLERİ

Son 20 yıl içerisinde sabit retainerların uygulanması ile ilgili direkt ve indirekt olmak üzere iki yöntem geliştirilmiştir. Günümüzde de her iki yöntem kabul görmekte ve tercih edilmektedir.

 

1-Direkt uygulama yöntemi: Dişler üzerine klinikte direkt uygulamanın yapıldığı bu yöntemde, retainer telinin planlanan dişler için önceden hazırlanması gerekmektedir. Bunun için önceden alınan dental modeller üzerinde veya hasta ağzında deneyerek uyumlama yapılabilmektedir. Dişlerin lingualinde maksimum teması pasif şekilde sağlamaya, her iki çene için de yapılacak ise mutlaka oklüzyonda temasların olmamasına ve debonding sonrası aynı randevuda retainerın yapıştırılmasına dikkat edilmelidir.

Retainerlar hazırlanırken mutlaka dişetinin dolduramadığı embrasurler dikkate alınmalıdır.

 

 

2-İndirekt uygulama yöntemi: En önemli özelliği laboratuvar ortamında bahsedilen sıkıntılar oluşmadan alçı modeller üzerine lingual retainerın istenen seviyede hazırlanıp bondinginin yapılması olan bu yöntem (Resim 3); klinik uygulama zamanının kısaltılması açısından tercih edilebilmektedir. Direkt uygulamaya göre en önemli avantajı retainerların istenen pozisyonda sabitlenebilmesidir. Aynı zamanda diş yüzeylerinin kontaminasyonunu da önlenmektedir.

 

 

Yazımızın devamı 2. bölümde sizlerle:

AĞIZ İÇİ SABİT APAREYLER –  2

 

KAYNAKÇA

 

GDH İLE DAHA FAZLA OKUYUN!

KAİDE MATERYALLERİ

Ortodontik Tedavinin Haritası (Sefalometri)

 

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments