GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

20. YÜZYIL ÖNCESİ DİŞ HEKİMLİĞİ

20.Yüzyıl Öncesi Diş Hekimliği ile İlgili Çalışmalar

0

20.YÜZYIL ÖNCESİ DİŞ HEKİMLİĞİ

HAZIRLAYAN: ASLI SENA YAVUZ/EDİTÖRLÜK

   Diş hekimliği ile ilgili çalışmalar, insanlığın var olduğu günden bu yana sürmektedir. İlk olarak M.Ö. 7000 yıllarında şu an Pakistan olarak bildiğimiz önceden ise Baluchistan adı verilen bölgede yapılan kazılarla Taş-Çağı toplumlarına ait çürük diş maddesini çıkarabilmek için çakmak taşı ile birlikte kullanılan kavisli tahta deliciler tespit edilmiştir.

   Yaklaşık 9000 yıllık geçmişi olduğunu varsaydığımız diş hekimliği çalışmalarının bağımsız bir meslek haline gelebilmesi tarih öncesi ve sonrası pek çok evreden geçtikten sonra ancak 18. yüzyıl dönemlerine rastlamaktadır. Mesleğin bir bilim olarak çağdaş anlamda öğretilmeye ve uygulanmaya başlaması ise 19. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. 20. yüzyıl ise her alanda olduğu gibi diş hekimliğinde de büyük bir teknik ve teknolojik gelişimin yaşandığı dönem olmuştur.

 

Mayalar

   Dişlerle ilgili süsleme ve çekimlerin dini ve ibadet amaçlı yaptıkları düşünülmektedir. Mayalar bu gibi nedenlerle dişlerin kesici kenarlarını eğelemişler, çoğunlukla mesial köşeyi eğeleyip distal köşeyi bırakarak özel şekiller oluşturmuşlardır.

Inkalar

   Dini inanışları çok kuvvetli olduğu için hastalıklarını sadece rahiplere itiraf etmekle kurtulunabilen bir günah olarak bakmakta, diş çürüğü ve sallanmasından gökkuşağını sorumlu tutmaktaydılar. Çürüğü kurdun oluşturduğu fikrine bu toplumda rastlanmamaktadır. Daha ağır durumlarda koterizasyon yöntemine başvuruyorlardı. Bu yöntem çürük tedavisinde de kullanılıyordu. Süs amacıyla ön dişlere yapılan inley tarzı dolgularda altın yaprakları kaviteye döverek uyguluyor, sonra cilalıyorlardı. Puberte çağındaki gençler süs amacıyla olduğu kadar çürükten korunmak için de dişleri simsiyah olana kadar ağaç yaprakları çiğniyorlardı.

Yakın Doğu Mezopotamya ve Mısır

   Babil’de dişe ne kadar önem verildiğini M.Ö.1700 yıl öncesine ait Hammurabi kanununun iki yüzüncü paragrafında ”Bir kimse diğerinin dişlerini kırarsa, ceza olarak onun bu dişleri sökülür” ifadesinde görmekteyiz.

  Bu konuyla ilgili en eski belgeler M.Ö. 3000 yıllarında Mısır’da yaşamış olan ve o zamanki hekim ve diş hekimlerinin atası olarak kabul edilen Hesire’nin mezarından çıkarılan, tahta bir levha üzerine oyulmuş resmi ve M.Ö. 2000 yıl öncesine ait, Babil Kralı Assurbanipal’in kütüphanesinde bulunan çivi yazısı ile yazılmış bir levhadır.

ORTAÇAĞ

Bizans

   Yaklaşık iki yüzyıl sonra Amids ağız ve diş hastalıkları ile ilgili geniş bilgiler içeren temel tıbbi bilgiler ansiklopedisini yazmıştır.

   Paul of Aegina (M.S.625-690) diş hekimliği ile ilgili yazdığı kitapta diş cerrahisi ile ilgili bilgiler vermiş, komşu dişlerden yüksek olan dişlerin seviyelenmesi tekniklerini anlatmış, diş taşlarının aletlerle temizlenmesini ilk kez tarif etmiştir.

İslam Dünyası

  1. yy. ’da İran’da yaşamış olan Ali-İbn-Sahl Rabban at- Tabari ünlü bir hekimdir ve Firdavs-al-Hikma adlı eseri 850 yıllarında yazılmıştır. 30 bölümde 360 konu anlatılmış, beş sayfalık bölümü dişler, ağız hastalıkları hakkında bilgi vermektedir. Abubakir Muhammed İbn Zakariya al-Razi bazı kaynaklara göre 230, bazı kaynaklara göre 184 kitap yazmıştır. El-Fakhir adlı eserinde dişler, ağrıyan dişler, diş çürükleri, ağız kokusu, diş etlerinin cerahatlenmesi, piyore ve kanayan diş etlerinden söz eden 7 bölüm vardır.

   İbni Sina (980-1037) doğunun Hippocrates’i olarak anılır. Diş tedavisi ile ilgili pek çok şey yazmıştır. Dişleri temiz tutmanın önemini, diş ağrısının nedeninin dişin içindeki sıvıların basıncının neden olduğunu, dişin delinerek bu ağrının giderilebileceğini belirtmiştir. Diş ağrısı için narkotik etkili bazı ilaçlar ve otlar kullanmış, çene kırıkları için altın tellerle stabilize edilmesini önermiştir. Ağrı duyusunun tiplerini tanımlamış, ağrı kontrolü ve fizyolojisinin temelini atmıştır. Kanun adlı eseri tıp alanında kendinden önce gelen bilgi birikimini içerdiği ve kendi gözlem ve uygulamalarının ışığında hazırladığı orta çağ tıbbının yapı taşlarından biridir.

Şerefeddin Sabuncuoğlu (1385-1470) Fatih Sultan Mehmet devrinde yaşamış ünlü bir hekim ve cerrahtır. Amasya Darüşşifasında tıp eğitimi almış ve uygulamıştır Diş soketlerinin tedavisi, ranula ve kistlerin tedavileri, koterizasyon teknikleri, abse drenajları, çekimler, sallanan dişlerin tesbiti için altın tellerin kullanılması, diş taşlarının uzaklaştırılması, kırıkların tedavisi gibi konuları kapsamaktadır. Sıcak çelik pinlerle pulpayı kotarize ederek ağrıyan dişi tedavi ettiği, bazı tozlarla dişleri beyazlattığı bilinmektedir. Mücerrepname yazmış olduğu son eserdir ve yukarıdaki tedavi metotlarını içerir.

15. ve 16.YÜZYIL

   Bu yüzyılda tıptaki ilerlemenin temelini, anatomideki Rönesans oluşturur. Leonardo da Vinci (1452-1519); bu çok yönlü deha tıbba olduğu kadar diş hekimliğine de büyük hizmetlerde bulunmuştur. Maksiller sinüsü tanımlamış, molar ve premolar farkını ortaya koymuştur. Giovanni da Vigo (1460-1525) diş kavitelerinin altın yapraklarla doldurulabileceğini belirtmiş, sağlıklı dişlerin insan psikolojisi ve fizyolojisi üzerindeki rolününün önemini belirtmiştir. Cardanus (1501-1564) dişlerin fokal enfeksiyon kaynağı olabileceği fikrini tarihte ilk ortaya atandır. Andreas Vesalius (1514-1564) dişlerin kemik olmadığını, karşıt diş kayıplarında boşluğa doğru uzadığını ifade etmiş, ilk defa pulpanın anatomisini açıklamış, dişlerin kapanışını inceleyip çizimle ifade etmiştir. 

17.YÜZYIL

   Dönemin en önemli bilimsel olgusu kan dolaşımının tanımlanmış olmasıdır. Yine bu yüzyılda mikroskobun keşfi bilim dünyasında yeni ufuk açılmıştır. Bu buluş sayesinde Anton Van Leewenhoek (1682-1723) dentin tübüllerinin ve dişe yapışan bakterilerin varlığını keşfetmiştir. Kornelis Solingen (1641-1687) parulis ve epulis ameliyatları, diş çekimleri yapmış, daha da önemlisi ağız muayenesinde ilk defa ağız aynası kullanmıştır

18.YÜZYIL

   Bu yüzyılda, Fransa Avrupa’nın en gelişmiş ve kültürel anlamda da en zengin ülkesidir. Fransız parlementosu dişçi pratisyenler, göz doktoru, çıkıkçı ve kırıkçılar gibi uzmanlar da dahil pek çok kişi için Paris ve çevresinde çalışma izni vermeden önce cerrahlar komitesi tarafından sınanma zorunluluğu getirmişlerdir. Pierre Fauchard (1678-1761) modern diş hekimliğinin kurucusu olarak kabul edilmektedir. 1723’de yazmış olduğu Cerrah Dişçiler ve Diş Tedavisi Üzerine Yazılan Tez isimli kitabı 1728’de basılmıştır. İki cilt ve 863 sayfa olan bu kitap diş hekimliği ile ilgili en önemli kitaptır. Diş hekimliğinin bütün alanları bu kitapta işlenmiştir. Fikir ve uygulamalarının birçoğu bu gün dahi geçerliliğini kaybetmemiştir.

 

KAYNAKÇA:

  1. Dünden Bugüne Diş Hekimliği, dentimplant.com, 22.11.2018, https://www.dentimplant.com.tr/site/2018/11/22/dunden-bugune-dis-hekimligi-tarihce/
  2. 20. YÜZYIL ÖNCESİ DİŞ HEKİMLİĞİ TARİHÇİSİ, ANKARA DİŞHEKİMLERİ ODASI, 2020,

    https://www.ado.org.tr/odamiz/tarihce/20-yuzyil-oncesi-dis-hekimligi-tarihcesi

 

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments